Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Mehmet Emin Yurdakul etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Mehmet Emin Yurdakul - Şair

                        Şair Bana yirmi yaşımda ateş saçan bir sevdâ, İlk şi'rime altundan kanad veren o hulyâ Ak saçlarım altında yine alev saçacak. Milletinin ruhuyle feryad eden bir dudak O şeyleri söyler ki çağlattığı gümüş ses Asırların önünde nağmesini dindirmez. Hiddet, tahkir hepsi boş! .. Her cefaya katlanan Yine şair kalbinden başka bir kalb değildir; Bu zayıf kalb en mağrur alınları eğiltir. Şu dünyada bir büyük rüya gören kahraman O kartala benzer ki en yangınlı şimşekler Onun sisli ve korkunç yollarına nur serper.            Mehmet Emin Yurdakul

Mehmet Emin Yurdakul - Anadolu

A N A D O L U Yürüyordum; Ağlıyordu ırmaklar; Yürüyordum; Düşüyordu yapraklar; Yürüyordum; Sararmıştı yaylalar; Yürüyordum; Ekilmişti tarlalar. Bir ses duydum, dönüp baktım, bir kadın: Gözler dönük, kaşlar çatık, yüz dargın; Derileri çatlak, bağrı kapkara, Sağ elinin nasırında bir yara.. Başında bir eski, püskü peştemal, Koltuğunda bir yamalı boş çuval.. Ne o bacı? – Ot yiyoruz, n’olacak.! Tarlan yok mu? – Ne öküz var, ne toprak. – Bu güne dek ırgat gibi didindim; – Çifte gittim, ekin biçtim, geçindim, Bundan sonra.. Kocan nerde? – Ben Dulum; – Kocam şehit, bir ninem var, bir oğlum. Soyun sopun? – Onlar dahi hep yoksul.! – Ah Efendi, bize karşı İstanbul – Neden böyle bir sert, yalçın taş gibi? – Taşraların hayvanlık mı nasibi? Hayır hayır, bu nasibi almak için doğmadın. Onun için doğdun ki sen kadınlığın hakkıyla Ocağının karşısında saadete eresin, Göğsünü kabarttıran anneliğin aşkıyla Evladına südün gibi pak duygular veresin. Sen bir aziz yol...